Demokrat Parti dönemi siyasi olayları ve 27 Mayıs darbesi, Cumhuriyet Dönemi yakın tarihimizin en önemli olaylarından biri olduğu kadar ayrıca her iki konu da Cumhuriyet tarihimizin bir ilkini oluşturması açısından son derece mühim bir yere sahiptir. Zira Demokrat Parti 1923 -1950 arası süren 27 yıllık CHP iktidarına bir son vermiş, halk kendi oyları ile seçtikleri iktidar tarafından idare olunmuştur. Bu süre 10 yıl ya da 3 dönem sürmüştür. 27 Mayıs 1960 darbesi ise Cumhuriyet tarihimizin ilk darbesidir ama maalesef son darbesi olmamıştır.
DP iktidarı 27 yıl süren tek parti döneminin devletçi politikalarını terk edip demokratikleşme ve liberalleşme yolunda bir siyaset izlemiştir. İktidar olduğu ilk yıl ABD ve Özgür Batı saflarında Komünist Kuzey Kore ve Çin’e karşı savaşmak için Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasında 5090 askerden oluşan bir tugay gönderilmiş ve bu olaydan sonra Batı’yla yakınlaşma çabaları hız kazanmıştır. Nihayet 1952 ‘de Nato üyesi olan Türkiye, Batı’dan aldığı kredilerle önemli atılımlar gerçekleştirmiş, köyde ve kentte hızlı bir kalkınma gerçekleştirmiştir. 1950‘de 4–5 bin olan traktör sayısını 5 yıl içerisinde yaklaşık 10 kat artırarak 45 bine çıkarmıştır. Köylünün desteklenmesi sayesinde tarım ürünlerinde ve ekili alanda önemli artışlar olmuştur.
Şehirlerde ise özellikle şeker, çimento ve dokuma fabrikaları açılmış, yeni iş kapıları oluşturulmuş ve ihracatın artması, sağlanmıştır. Demiryolları artırılarak yolculuklar kolay hale gelmiştir. Yeni asfalt yollar yapılmış, motorlu taşıt sayısında önemli artışlar olmuştur. Köyden kente göçler artmış, milyonlarca insan büyükşehirlere göç etmişlerdir.
Bu olumlu hava 1955’ten sonra bozulmaya başlamış, dışarıdan gelen kredi muslukları kapanmış, yatırımlar zayıflamış, ekonomik hamleler durma noktasına gelmiş, enflasyon ve hayat pahalılığı zamanla artarak halkı bıktırmıştır. Ayrıca basın yasağı, siyasi partilere uyguladığı anti demokratik uygulamalar, üniversitelere olan baskısı DP’yi 1950’lerin son yıllarında iyice köşeye sıkıştırmıştır.
Oylarını 1955’ten sonra önemli miktarda düşüren DP, muhalefet karşısında erimeye başlamış ve zaman geçtikçe iyiden iyiye hırçınlaşmıştı. Menderes dostlarının ve yakın çevresinin tüm uyarılarına rağmen darbe söylentilerine kulak asmıyor, dahası ordunun kendi hükümetinden memnun olduğunu düşünüp böyle bir şeye teşebbüs edeceğini hiç aklına getirmiyordu.
İstanbul ve Ankara’da üniversite öğrencileri ve Harbiyelilerin protestosu sonucu kanlı olaylar vuku bulmuş, bu iki ilde sıkıyönetim ilan edilmişti.
Ordunun içinde darbe taraftarı ve karşıtları olduğu için cuntacı subaylar darbe karşıtı subayların da bir kısmını tutuklayıp Yassıada’ya tıkmışlardır. İnsanlık dışı bir çok uygulama ve muamelenin yapıldığı bugün artık kesinlik kazanan Yassıada böyle bir mahkemeye ev sahipliği yapmamış olsaydı normalde çoğu Anadolu insanı tarafından adı bile hiç duyulmayacak kadar küçük bir ada olmasına rağmen tarihimizde kötü bir ün kazanmıştır.
Menderes 14 ay tutuklu kaldığı bu adadaki işkencelere dayanamaz ve idamından önce her gün bir tane verilen uyku haplarını biriktirip bu hapları içerek intihar teşebbüsünde bulunur ancak hayatı sonradan kurtarılır.
Eski CHP‘li olmasına rağmen daha sonra DP milletvekili olan Lütfi Kırdar ise mahkeme heyeti başkanı Salim Başol tarafından sorgulanırken ayakta duracak kadar takatinin kalmaması üzerine oturmak için izin ister ama Başol’un verdiği cevabı bile duyamadan olduğu yere yığılıp kalır. Lütfi Kırdar yığıldığı yerde ölmüştür.
Menderes, Polatkan ve Zorlu’nun idam edildiği mahkeme önce Bayar’a da idam cezası vermişse daha sonra yaşı 65 ten fazla olması nedeniyle cezasını ömür boyu hapise çevirmiştir. Daha sonra 1961 genel seçimlerinde CHP ve Adalet Partisi ortak hükümet kurmuşlar ve başbakanlığa İsmet İnönü, Cumhurbaşkanlığına ise Cemal Gürsel seçilmişlerdir. Yeni bir anayasa yazılmış (1961 Anayasası) ve bu anayasa günümüz birçok hukukçusuna göre 1924 Anayasası’ndan hatta günümüzdeki 1982 Anayasasından çok daha liberal ve özgürlükçü bir anayasa olarak kabul edilmiştir.
Mustafa KÖSE
Afyon Kocatepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Bölümü