Kuantum Hesaplama Teorisi: Bilgisayar Bilimcilerinin Kuantum Mekaniği Keşfi

Ağustos 17th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Popüler Bilim »

“If computers that you build are quantum, Then spies of all factions will want ‘em. Our codes will all fail, And they’ll read our email, Till we’ve crypto that’s quantum, and daunt ‘em.”

“Eğer inşa ettiğiniz bilgisayarlar kuantum bilgisayarları olurlarsa, bütün casuslar bunlardan edinmek isteyecekler. Bütün kodlarımız çözülecek ve e-mail’lerimizi okuyabilecekler. Ta ki biz kuantum şifreleri yazana ve onların gözlerini korkutana kadar”

Jennifer & Peter Shor

Klasik ve Kuantum Programcı

Şekil 1: Klasik ve Kuantum Programcı (Neil Gershenfeld, Scientific America)

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

2008 Yılı TÜBİTAK Ödüllerini Kazananlar Açıklandı

Ağustos 13th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Popüler Bilim »

2008 Yılı TÜBİTAK Bilim, Hizmet, Teşvik Ödülleri ve TÜBİTAK Özel Ödülü ile TÜBİTAK-TWAS Teşvik Ödülüne ilişkin değerlendirme çalışmaları sonuçlandı. TÜBİTAK Bilim Kurulu tarafından 2008 yılında 3 Bilim Ödülü, 18 Teşvik Ödülü ve 1 TÜBİTAK Özel Ödülü verilmesine karar verildi. 2008 yılında Hizmet Ödülü ve TÜBİTAK-TWAS Teşvik Ödülü verilmedi.

Tübitak ödülü


2007 yılından başlayarak TÜBİTAK Ödülleri kapsamına alınan sosyal ve beşeri bilimlerde ilk ödüller 2008 yılında verilmiş oldu. 2008 yılının 3 Bilim Ödülünün 1’i, 18 Teşvik Ödülünün 2’si sosyal ve beşeri bilimler mensuplarına verildi.

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Kuantum Bilgisayarlar

Ağustos 8th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Popüler Bilim »

Yirmi birinci yüzyılın rüyası, kuantum bilgisayarlar. Evrenimizi kavrayabilmek, doğa kuvvetlerinin işleyişini ve ilişkilerini tam olarak bilmemiz için gerekli hesaplama gücü, gelişen teknolojik uygarlığımızın gerektirdiği iletişim hızları, askeri sırlarımızı korumak, başkalarının ne yaptığını gizlice öğrenmek için bu bilgisayarları bekliyoruz. Çünkü kuramsal olarak bunların hesaplama güçleri ve hızları, sıradan bilgisayarlardan onlarca kat fazla. Şöyle yalnızca 300 işlem birimli bir kuantum bilgisayarın, 2300 işlemi, yani tüm Evren’deki toplam parçacık sayısı kadar işlemi, birkaç saniyede yapabileceği hesaplanıyor. Bu alanda yapılan çalışmalarsa, hâlâ mikroskobik dünya ile, tanıdığımız büyük ölçekteki dünyanın sınırlarındaki gri bölgede dolaşıyorlar. Kuram, hâlâ deneyin çok önünde koşuyor. Kuantum bilgisayarlar için harıl harıl algoritma üretiliyor. Buna karşılık laboratuarlarda geliştirilen prototipler son derece ilkel. Emekleme çağından yeni çıkan bebekler gibi birkaç adım attıktan sonra düşüyorlar. Ama gene de, içinde el yordamıyla yürüdüğümüz sis giderek aydınlanıyor. Son birkaç ay içinde açıklanan gelişmeler, kuramsal çalışmaların hızla sonuca yaklaştığını gösteriyor. Hatta kuantum şifreleme alanında pratik, kuramın önüne geçmiş bile.

kuantum bilgisayar

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Erke’nin sırrına patent alındı

Temmuz 18th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Popüler Bilim »

Asrın buluşu olarak nitelendirilen Erke Dönergeci’ne patent alındı. Erke’nin ilginç tasarımı ise ilk kez ortaya çıktı.

Üst düzey emekli komutanların katıldığı gösterişli bir tören ve reklam kampanyasıyla tanıtılan, ancak geçen 1.5 yıl içerisinde bir daha haber alınamayan “asrın buluşu Erke Dönergeci” çalışmaları sessiz ama derinden devam ediyor. TPE’den (Türk Patent Enstitüsü) patent aldığı ortaya çıkan Erke Dönergeci, şimdi de uluslararası patentin peşinde.

erke-donergeci.jpg


Erke Dönergeci için 10 Ekim 2006 tarihinde yapılan patent başvurusu sonuçlandı. TPE’nin, Erke Dönergeci’ne verdiği patent 21 Mayıs 2008 tarihli ve 2008/5 sayılı TPE Resmi Patent Bülteni’nde yayımlandı. Erke Araştırmaları Mühendislik AŞ., buluşun uluslararası patentine sahip olmak amacıyla Türkiye’nin de üyesi olduğu İsviçre merkezli WIPO’ya (World Intellectual Property Organisation - Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı) başvurdu. Erke buluşu WIPO’nun 17 Nisan 2008 tarihli bülteninde de “Gyroscopic apparatus” (Denge çarkı cihazı) başlığı ve PCT/IB2006/054206 uluslararası başvuru numarasıyla yayımlandı.

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

10 yıl sonra klasik tıp unutulacak

Haziran 29th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Popüler Bilim »

Yakın gelecekte biyoteknoloji çok daha fazla belirleyici rol oynayacak. İlaç, hatta silah sanayi bile moleküler biyolojiden beslenecek. Prof. Dr. Erkut Attar’a göre Türkiye’de bu alanda müthiş bir altyapı var. Bu tren kaçmamalı.

Prof. Dr. Erkut Attar Prof. Dr. Erkut Attar


Sanayi Devrimi’ne ayak uyduramadık. Müteşebbislerimiz daha yeni yeni dünya arenasında boy gösteriyor. İki teknoloji sahası ise insanlığın mevcudiyeti ve geleceğine neredeyse tek başlarına yön veriyor. Biri silah, diğeri de ilaç. İkisinde de hâlâ dışa bağımlıyız. Ancak bilimsel gelişmeler farklı fırsatlar doğuruyor her defasında. Örneğin bilgisayar teknolojisi böyle bir fırsattı. Değerlendiren ülkeler bilgi çağında öne çıktı. Nanoteknoloji yepyeni çığırlar açıyor şu sıralar. Türkiye’nin şimdiye kadar kısır rejim tartışmaları ve ‘plan mı, pilav mı’ polemiğiyle nice trendleri kaçırdığı bir gerçek. Ama önünde bir yandan geleceğini kurtaracak, diğer yandan da geçmişini telafi edecek öyle alanlar var ki… Biyoteknoloji başlı başına bir sanayi lokomotifi. Belki de 5-10 yıl içinde ülkeler arasındaki büyüklük sıralamasını moleküler biyolojideki bilgi ve pratik üstünlük belirleyecek. Kök hücre ve gen araştırmaları, açtığı ufukla tıp ilmini tamamen değiştiriyor. Tabii ki ilaç sanayini de. Pek istenmese de silah üretimini bile…

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Zaman Kavramı ve ikizler Paradoksu

Haziran 22nd, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Popüler Bilim »

Zaman kavramının tam olarak anlaşılması, özellikle fizik biliminde pozitif bağlamda çok büyük bir sıçrayışa vesile olmuştur. Simetrik bir devinim olan güneşin doğması ve batması (Gündüz-gece) olayı insanoğlunun ezelden beri aşina olduğu bir kavram olduğundan pratik hayatında kullandığı birçok olguyu bu kavram doğrultusunda sıraya yerleştiriyordu.

Mesela sabah koyunlar otlaklara çıkartılır akşam yatılır gibi. Gündüz-gece kavramı zaman kavramının ilk tohumudur diyebiliriz. Daha sonraları insanoğlu çok özel durumlarla karşılaşmış ve o an yaşadıkları zamanı veya daha önce yaptıklarını ya da daha sonra yapacaklarını zaman kavramı altında tanımlama gereği duymuştur. Böyle bir kavram oluşturmak içinde herkse göre sabit bir niceliği zaman ölçüsü olarak tanımlamak gerektiğini fark etmiştir. Bu doğrultuda 1960 yılından önce, zaman standardı “ortalama güneş günü” cinsinden hesaplanmıştır. Ortalama güneş saniyesi bir güneş gününün (1⁄60)(1/60)(1/24)’ü olarak alınmıştı.[1] Ama bu kavram gelişen teknoloji karşısında yetersiz kalmış, hassasiyetini gelişen teknoloji karşısında günden güne kaybetmiştir bunun üzerine bilim adamları 1967 yılında zaman kavramı için yeni bir sabit geliştirmişlerdir: Atomik saat. Bu olguya göre sezyum atomunun 9 192 631 770 defa titreşim yaptığı süreye 1 saniye denilmiştir. Çok kesin ve net gibi gözüken bu tanım şimdiki zamanlarda gelişen nano –teknolojinin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır.

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Hem insan hem de ışık hızında dalga olabilir miyiz?

Haziran 22nd, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Popüler Bilim »

Burada anlatacağımız gerçekler; karadelikler, zaman uzaması ve diğer garip fizik olayları hakkında okuduklarınızdan bile daha inanılmaz gelecektir.Yine de, buğün artık hiç kimse yaratılan her şeyin ‘ikili’ bir özellik gösterdiğinden kuşku duyamaz: Her madde aynı zamanda bir dalgadır ve bundan dolayı ışık hızıyla uzayı aşabilir.Bilim bu parçacık dalga ikiliğini nasıl buldu? Bununla ne demek isteniliyor? Bunun hangi sonuçlarını somut olarak kanıtlayabiliyoruz?

Aynı zamanda bir dalga olan bir cismin hikayesi, akrep ve yelkovanı karanlıkta sarımsı yeşil parıldayan, eski ışıklı saatlerle başlar.Bu saatlerin göstergeleri radyum kaplıydı.Hafif parıltıları, radyoaktiviteden gelmekteydi.Bu radyoaktivite, fizikçileirn ‘alfa bozunumu’ dedikleri bir olaya bağlı olarak ortaya çıkıyordu.Alfa bozunumu olayı, yüzyılımızın başında keşfedilmişti.Bundan bir süre sonra araştırmacılar, bu olayın çok garip özellikleri bulunduğunu anladılar.Olaydaki garipliği anlayanlardan biri, İngiltere’de araştırma yapan bir Yeni Zelandalı çekirdek fizikçisi Ernest Rutherford idi.O zamanki adıyla alfa ışınları üzerinde ilk deneyleri yapanlar arasında oda vardı.Bu ışınları üzerinde ilk deneyleri yapanlar arasında o da vardı.Bu ışınları doğrudan neden, o zaman da bilinmekteydi.Durağan olamayan ağır bir atom çekirdeği, örneğin, bir uranyum ya da radyum çekirdeği; kendiliğinden dışarıya yüksek enerjili elektrik yüklü bir parçacık fırlatır.Rutherford burada hiç beklenmeyen bir şey buldu.Eğer böyle parçacıklarla başka uranyum atomlarının çekirdekleri bombardıman edilirse, parçacıklar çekirdekten geriye yansıtılıyordu.Anlaşıldığına göre çekirdeğin elektrik yükü, onları geri itiyordu.Bilmece de buydu.Rutherford şu soruyu cevaplandırmaya çalışıyordu: ‘Madem alfa parçacığı uranyum çekirdeğinden çıktı, o halde neden tekrar çekirdekten içeri giremiyor.?’

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Hawking’in Sanal Zaman Çalışması

Haziran 22nd, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Popüler Bilim »

Hawking big bang teorisinin oluşmasında kuramsal olarak en fazla faydası olan bilim adamlarından birisidir.Konu hakkında çalışmaya devam ederek sanal zaman fikrini ortaya attı.bu matematiksel olarak kolaylık sağlayan karekökü -1 olan sanal bir zaman ifadesiydi.

Matematiksel olarak normal zaman kullandığımızda big bang teorisine uygun genişleyen bir evren modeliyle karşılaşıyoruz.Sanal zaman kullanırsak bir başlangıç anını içermeyen sonlu ama tamamen sınırsız bir evrenle karşılaşıyoruz.hawking’in çalışmalarındaki ilginç nokta ise gerçek zaman diye adlandırdığımız, bizim algıladığımız zaman kavramının gerçek olmadığını sadece bizim algılarımızın sonucu olduğu, bir değer ifade eden esas gerçek zamanın matematiksel ifadelerde kullandığımız sanal zamanın olduğunu iddia etmesidir. Evren neden var oldu? Araştırmacılar, bu sorunun yanıtını “Herşeyin Teorisi” adını verdikleri bir evren formülüyle yanıtlamayı umuyorlar. İngiliz astrofizik uzmanı Stephen Hawking, yeni bulgularıyla, içinde bulunduğu fantastik bir “hiper uzay” ın kapılarını açıyor. Biz diğer evrenleri göremiyoruz; ancak, Hawking teorisinde paralel evrenlerde olanların bizim korkularımızı, becerilerimizi ve özlemlerimizi etkileyebileceğini ileri sürüyor. Paralel evrenlerle ilgili model, şu bilinmeyenleri çözebiliyor: Uzayda gözlemlenen kara delikler nelerden oluşuyor? Çekim kuvveti, diğer doğal kuvvetlere oranla neden zayıf? Işık, içinde bulunduğu evreni terk edemez, dolayısıyla komşu evrenin yaşayanları onu göremezler. Bununla beraber, gravitonlar hiper uzaya uçuyorlar.

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Karabasan, Pembe Düş ve Gerçekler:

Haziran 20th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Popüler Bilim, e-doküman »

Karabasan, Pembe Düş ve Gerçekler:
CERN Deneyi Dünyayı Yok Edecekmi, Ay’daki Helyum Kurtaracak mı?

Dokümanı indirmek için tıklayın >>

Bilim ve Teknik
Mart 2008

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Parçacık çarpıştırmaya ‘dev’ adım

Haziran 11th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Popüler Bilim »

Dünyanın en büyük süper iletken mıknatısı, yer altına indirildi. Mıknatıs, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’in yeraltı laboratuvarındaki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ile parçacık çarpıştırma deneyi yapılmasını sağlayacak.


CENEVRE - Dünyanın en büyük süper iletken mıknatısı, evrenin sırlarının ortaya çıkarılması çabalarında dönüm noktası olabileceği düşünülen fizik deneyi için yer altına indirildi.

Yaklaşık iki bin tonluk devasa mıknatıs, Fransa-İsviçre sınırının 100 metre altından geçen, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’e ait 27 kilometre uzunluğundaki tünele yerleştirildi.

Mıknatıs

Mıknatıs, Fransa-İsviçre sınırının 100 metre altından geçen 27 kilometre uzunluğundaki tünele yerleştiriliyor.

İşlemin teknik koordinatörü Austin Ball, 16 metre yüksekliğinde, 17 metre genişliğinde ve 13 metre boyundaki mıknatısın, yer altında 15 parçayla daha birleştirileceğini söyledi.

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button