Tüm Ortaçağ’ın çelişkilerini dopdolu eden gelişimin arka-planına (adeta bir mercek ile) bakıldığında; Potlaç Oyunu’nu görmek olasıdır. Batı; Batılı-olma yolunda oldukça çelişkili ortam ve düşünsel alandan sentezlemeler yaparak ‘Doğudan kopma’ şeklinde bir uslûp kullanmıştır. Doğu; kendince-hayatını uslup değiştirmeksizin yaşarken… Bu çelişkiyi, Ortaçağ’ın sonlarında çözülebilirliğe eriştirmiştir. Yani; kendi sosyo-ekonomisi’ni/ sosyo-politik’ini/ sosyo-kültüreli’ni yeniden inşa etmiştir.
GİRİŞ
Tarihin karşısında duran Batılı insan; törenimsi bir ruhsal hal ile kendi dönemini ve özellikle kusur ve hatalarının başlangıç-nedenini bulmak ve bulduğu/ karşılaştığı cevapsız-olumsuzlukları bir daha görmemek üzere bir menfa (sürgün yeri) arama telaşlarına kapılarak, yüzünü uzak-geçmişe çevirmiştir. İşte bu-çeviriş; Ortaçağ’ı ‘karanlık’ bir geçmiş-dünya biçiminde bulmasına neden olmuştur. Böylece de, Ortaçağ; günümüz perspektifinden Batı’nın ve Batılı’nın (kültür ve uygarlık anlamında) en büyük ‘arınma platformu’ olarak algılanmaya başlanmıştır. Böylesi bir sürgün mekanı aramasının arka-planı’nda; geçmişin, çelişkiler ile doluluğu bulunmaktadır. Bu şekilde bir genelleme yapılırken o-dönemin ‘bazı ana özellikleri’ yol gösterici oldu:
Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>