Montrö Defterini Açmanın Riskleri

Ağustos 24th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Yakın Türkiye Tarihi »

Ege Denizi ile Karadeniz’i birbirine bağlayan İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’ni kapsayan suyolunun rejimi 9 Kasım 1936 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’yle belirlenmiştir. Montrö’nün esas amacı uluslararası deniz ticaretinin ve ulaşımının gereklerini ve yararlarını kıyıdaş devlet olan Türkiye’nin egemenlik haklarla bağdaştırmaktı. Gürcistan’ın kendisine bağlı özerk bir bölge olan Güney Osetya’ya saldırısını bahane eden Rusya Federasyonu’nun Gürcistan’a askerî müdahalesiyle kızışan ortamda, ABD’nin her biri 69 bin ton ağırlığındaki Mercy ve Comfort isimli iki hastane gemisini ‘insani amaçlarla’ Karadeniz’e göndermek istediği, Türkiye’nin ise bu talebe Montrö’ye atıfta bulunarak karşı çıktığı haberleri, yıllardır bilinçli biçimde üzerinde durulmayan bir sorunu gündeme taşıdı.

Montrö’deki Türk Delegasyonu

Montrö’deki Türk Delegasyonu

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Ergenekon iddianamesinin tam metni

Ağustos 8th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Yakın Türkiye Tarihi »

2455 sayfadan oluşan Ergenekon iddianamesi mahkemenin iddianameyi kabul etmesinin ardından medyaya dağıtıldı.

NTV-MSNBC


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iddianameye ilişkin kararı için son tarih, 28 Temmuz Pazartesi günüydü ancak kararın bugün açıklanması bekleniyordu. Medya, Beşiktaş’taki adliye binasının önünde kamp kurdu ve beklentiler boşa çıkmadı. Tarihi karar öğleden sonra geldi, mahkeme Ergenekon iddianamesini kabul etti.

İşte Ergenekon iddianamesinin tam metni:

Ergenekon İddianamesi 1-400 Sayfalar

Ergenekon İddianamesi 401-800 Sayfalar

Ergenekon İddianamesi 801-1200 Sayfalar

Ergenekon İddianamesi 1201-1600 Sayfalar

Ergenekon İddianamesi 1601-2000 Sayfalar

Ergenekon İddianamesi 2001-2400 Sayfalar

Ergenekon İddianamesi 2401-2455 Sayfalar

İddianameyi pdf olarak indirmek için yukarıdaki linklerin üstüne tıklayın.


Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Meşrutiyet ile Ergenekon arasındaki Masonik hat

Ağustos 6th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Yakın Türkiye Tarihi »

“Milliyet”in internet sitesindeki başlığın sırrını çözmekle meşgulüm. Canım, şu “Manastırlı komutan” manşetinden bahsediyorum. Duymuşsunuzdur mutlaka. Kimden mi bahsediyor?

Önümüzdeki ay koltuğuna oturması kesinleşen 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’dan. Peki “Milliyet” şu günlerde 100. yıldönümünü yaşadığımız Meşrutiyet İhtilali’ni başlatan mermilerin ilk olarak Manastır’da sıkıldığına atıfta bulunuyor olabilir mi? O zaman köşeye sıkışmış ‘birilerinin’ müsterih olmaları gerektiğine dair bir ima mı gizli burada? Bilemiyoruz. Ancak neresinden bakarsanız bakın, manidar bir başlıkla karşı karşıya olduğumuz kesin.

Son yıllarda okuduğum en net mesajlı yazılardan birisi Hüseyin Gülerce tarafından kaleme alındı. Gülerce 30 Temmuz 2008 tarihli “Zaman”da çıkan “Masonluk Ergenekon’un neresinde?” başlıklı yazısında sarsıcı sorularla dikkatlerimizi Ergenekon’un Masonik şifresini kırmaya yöneltiyordu.

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Ay ışığında İttihat gölgesi

Ağustos 6th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Yakın Türkiye Tarihi »

İkinci Meşrutiyet, İttihat ve Terakki’ye iktidar yolunu açtı. Bugün Türkiye, bu anlayışın “darbecilik, suikast, jakobenlik, halka rağmen halkçılık” argümanlarını kullanan Ergenekoncu, ulusalcı yapı ile hesaplaşmaya çalışıyor. Yüz yıl önce İttihatçılık neydi, bugün ne? Ergenekon ne kadar İttihatçı?…

48.jpg


Tarih kitapları, İkinci Meşrutiyet’i “29 yıl askıda kaldıktan sonra Osmanlı Anayasası’nın (Kanun-i Esasi) 24 Temmuz 1908’de yeniden ilan edilmesiyle başlayan ve 5 Kasım 1922’de Osmanlı Devleti’nin tasfiyesiyle sona eren dönem” olarak tanımlıyor. İçinde bulunduğumuz hafta II. Meşrutiyet’in ilanının 100. yıldönümüne denk geliyor. Bugün yaşanan pek çok tartışmadan iktidar mücadelesine, çete, komitacılık, kuvvacılık, vatan kurtarmak için kurulan derin devlet yapılanmalarına kadar pek çok unsurun kökenleri bir ölçüde o dönemlere dayanıyor. İttihat ve Terakki hareketi Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ortaya çıkan ve devletin ancak Batılaşma ve pozitivist düşünceyle kurtulabileceğini düşünen seçkinci bir kesimin ‘vatan kurtarmak’ adına gizli örgütlenmesinden, kendi konjonktürüne göre belki de haklı gerekçelerle ‘gizli iktidarından’ ve nihayetinde koskoca Osmanlı Devleti’nin çöküşünden mesul bir anlayışı da temsil ediyor.

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Aktüel’den şok iddia: Darbe günlükleri-2

Temmuz 25th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Yakın Türkiye Tarihi »

Yeni Aktüel Dergisi’nin bugünkü sayısında yer verdiği Özden Örnek’in günlüklerinin yayınlanmamış bölümlerine göre, Süleyman Demirel, 2003-2004 yılında darbe hazırlığındaki paşalara akıl hocalığı yapmış.

Günlüklere göre Demirel, darbecilere “Kıbrıs’ta en iyi yol çözümsüzlük” mesajı göndermiş. Denktaş ise “Ergenekon’a beni de katacaklar” dedi.

Darbe günlükleri


Yeni Aktüel Dergisi’nin bugün piyasaya çıkan sayısında eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek tarafından yazıldığı öne sürülen Darbe Günlükleri’nin bazı yayımlanmamış bölümleri yayımlandı. Tuncay Opçin imzasıyla yayınlanan “Ayışığı’nın karanlık tarafı Darbe Günlükleri 2″ başlıklı haberde günlüklerde ismi M.Ö olarak geçen ve eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e yakınlığıyla tanınan Mustafa Özkan’ın darbeciler ile Demirel arasında kurye görevi yaptığı iddia ediliyor. Günlüklere göre cuntanın akıl hocalığını üstlenen Demirel, Kıbrıs konusunda da darbecilere “En iyi yol çözümsüzlüktür” mesajı göndermiş.


Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Atatürk’ten Günümüze Türk Dış Politikası Hakkında Genel Bir Değerlendirme

Temmuz 18th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Makaleler, Yakın Türkiye Tarihi »

Bu makalede, Atatürk’ten günümüze 1923-1999 arası, Türk dış politikası irdelenmektedir. Bu geniş çalışma aşağıdaki kronolojik düzen içinde çalışılmıştır. Atatürk dönemi dış politika; Türkiye ve II. Dünya Savaşı; Soğuk Savaş Döneminde Türk Dış Politikası ve Soğuk Savaş Sonrası Türk Dış Politikası. Konu yukarıda belirtilen dönemler çerçevesinde incelenmiş olsa da Türkiye’nin dış politikası bir bütün olarak düşünülmüştür. Bu dönemlerdeki, Türk dış politikasına şekil veren faktörler değişen dünya olayları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Türk dış politikasında meydana gelen konjonktürel değişimler yanında, politikanın ana görüş noktaları da bu çalışmanın odak noktası olmuştur.

Bilindiği gibi Türkiye; siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve güvenlik kriterleri çerçevesinde kendisini bir Avrupa devleti olarak görmekte ve bu görüşünü Avrupa’ya da kabul ettirerek Avrupa yapılaşmasında eşit ve önemli bir devlet olarak yer almayı hedeflemektedir. Ancak Aralık 1997’de Avrupa Birliği’nin (AB) Lüksemburg kararları ile 200 yıldır her alanda kendini Batılılaştırmak isteyen Türkiye’yi dışlaması, Türk kamuoyunda, Samuel Huntington’un “Medeniyetler Çatışması” tezini doğrulayan bir yaklaşım olarak görülmüş ve sırf dini ve kültürel farklılıklar nedeni ile Türkiye’nin AB’ne kabul edilmediği görüşü yaygınlık kazanmıştır. 1990’larda soğuk savaşın sona ermesine paralel olarak Batı’nın gözünde stratejik önemi azalan Türkiye’nin Avrupa’dan da dışlanma eğilimi ile karşı karşıya kalması, Türk dış politikasının kamuoyunda sorgulanmasına yol açmış ve Türkiye’de AB’ne karşı olumsuz eğilimler artırmıştır. Ancak Aralık 1999’da yapılan Helsinki zirvesinde Türkiye’nin AB’ne aday üye olarak kabul edilmesi Türk kamuoyundaki bu olumsuz havayı büyük oranda ortadan kaldırmıştır. Diğer taraftan coğrafi konumu ve kültürel yapısı sebebiyle zaman zaman Türkiye’nin kendisini Doğu ile Batı arasında bir köprü olarak tanımladığı, öz benliğini bu köprü olma fonksiyonunda bulmaya çalıştığı da görülmektedir.

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

7 Temmuz’un kanlı şifresi

Temmuz 13th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Yakın Türkiye Tarihi »

Ergenekon Operasyonu kapsamında emekli Orgeneral Şener Eruygur’un evinde yapılan aramalarda ele geçen bir belgeye göre 7 Temmuz 2008 günü AK Parti’yi devirme harekâtının miladı olacakmış. Gerisini basından biliyorsunuz: Suikastlar, eylemler, mitingler, şu bu derken Türkiye tam bir kaosa sürüklenecekmiş. Tabii ardından gelsin darbeli günler.

Konuya tarihî derinlikten bakınca dikkatimi 7 Temmuz tarihinin seçilmiş olması çelmeledi ister istemez. Neden özellikle 7 Temmuz? Ya da şöyle soralım: 7 Temmuz şifresinin anlamı nerede gizli? Öncelikle söyleyelim ki, 7 Temmuz’un darbeciliğimizin “kanlı miladı” olduğu bilinmedikçe günümüz darbecilerinin eylemlerine başlangıç tarihi olarak neden 7 Temmuz’u seçtiklerini anlayamayız. Onun için şimdi yüz yıl öncesinin o “kanlı” gününe dönelim ve hatırlayalım neler olduğunu. Sultan II. Abdülhamid devrilmedikçe iktidara nüfuz edemeyeceklerini düşünen Masonlar ve yaklaşan büyük dünya kapışmasında Osmanlı’yı saflarına çekmek için fırıldaklar çeviren Avusturya-Alman istihbaratı, Reval’de Rus Çarı ile İngiltere Kralı’nın Osmanlı topraklarını bölüştükleri propagandasında hedefine ulaşmış ve hafiyelerin nefeslerini enselerinde hisseden İttihatçılar isyan için düğmeye basmışlardı.

Resneli Niyazi      Resneli Niyazi


İttihat ve Terakki Genel Merkezi’yle yazışarak dağa çıkma iznini alan Resneli Niyazi, 3 Temmuz günü diğer subayların cuma namazında olmalarından faydalanarak tabur kasasını soymuş, 200 kadar gönüllü asker ve bir o kadar sivil “vatan fedaisi”yle dağa çıkmıştı. Bunun üzerine Sultan Abdülhamid, en güvendiği komutanlardan Arnavut Şemsi Paşa’yı Niyazi Bey’i yakalamakla görevlendirdi.

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Darbe Günlükleri

Temmuz 1st, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Yakın Türkiye Tarihi »

Nokta dergisinde 2007 yılında 29 Mart-4 Nisan arasında yayınlanan sayıda kamuoyuyla paylaşılan “Darbe Günlükleri” sayesinde, 2004 yılı içinde “Sarıkız” ve “Ayışığı” kod adı dışında bir de isimsiz üç darbe girişiminin atlatıldığı ortaya çıkmıştı.

Günlüklerde hem darbe planları, hem de “darbe için gerekli toplumsal ve sosyal karışıklıkların meydana getirilmesinde medya ve akademik çevrelerin harekete geçirilmesi” amacıyla düşünülen eylem planları yer alıyor.

Günlüklerde ayrıca, Ergenekon Operasyonu kapsamındaki son büyük gözaltı dalgasında polis tarafından gözaltına alınanlardan bazılarının adlarına da rastlanıyor.

İşte kamuoyunda büyük etki yaratan o Darbe Günlükleri…

Nokta Dergisi Darbe Günlükleri

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

Atatürk hakkında dünya liderlerinin söyledikleri..

Haziran 24th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Yakın Türkiye Tarihi »

AMERİKA

Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır… Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye’nin doğması yeni Türkiye’nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan ve o zamandan beri koruması, Atatürk’ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye’de giriştiği derin ve geniş inkılaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha basarı ile gösteren bir örnek yoktur.

John F.KENNEDY
(A.B.D.Başkanı, 10 Kasım 1963)


Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır.

Franklin ROOSEVELT
(A.B.D.Başkanı, 10 Kasim 1963)

Asker-devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi, Türkiye’nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.

General Mc ARTHUR

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button

İlk Türk Parlamentosu

Haziran 24th, 2008 İsmail Akkaya Yazıyı paylaşan Yakın Türkiye Tarihi »

İlk Türk Parlamentosu, “Meclis-i Umumi” (Genel Meclis) adı altında ve iki meclisli olarak, 20 Mart 1877′de çalışmalarına başladı. İki dereceli seçimler sonucu oluşan “Heyet-i Mebusan” veya bazen ifade edildiği gibi “Meclis-i Mebusan” (Milletvekilleri Heyeti), 69′u Müslüman ve 46’sı Müslüman olmayan 115 üyeden oluşuyordu. Doğrudan doğruya padişahça atanan “Heyet-i Ayan” veya diğer adıyla “Meclis-i Ayan” (Seçkinler Heyeti) ise, 26 üyeden kurulmuştu. Genel Meclis’in çalışmaya başlamasından kısa süre sonra 23 Nisan 1877′de Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş açtı. Savaş sırasında, millet temsilcilerinin hükümeti eleştirmeleri ve sert çıkışları karşısında, Heyet-i Mebusan 28 Haziran 1877′de padişahça dağıtıldı. Ardından yapılan seçimler sonucu 13 Aralık 1877′de, Türk tarihinin ikinci millet temsilcileri meclisi toplandı. Ancak, Rus savaşının kötü bir gelişme göstermesi sonucunda, bu yeni Meclis de 14 Şubat 1878′de padişah tarafından tekrar dağıtıldı.

Zamanın padişahı II. Abdülhamit 1878′den 1908 yılına kadar Meclis’i toplamadan ülkeyi idare etti. 1908 yılı başlarında giderek artan dış gelişmeler ve son derece şiddetlenen aydınlar muhalefeti nedeniyle, Meclis’i Umumi yi 23 Temmuz 1908′de toplantıya çağırmak zorunda kaldı.

Devamını oku.. »

Bu Yazıyı Yazdırmak İçin Tıkla >>>
AddThis Social Bookmark Button