Muazzez İlmiye Çığ ve Galilei Galileo
26 Ağustos 2006 günkü Cumhuriyet’te Hilal Köse ‘nin ”Tarih’e dava açtılar” başlıklı haberi, bir gazete haberi olmanın çok ötesinde olup günümüzü gösteren bir zaman aynadır. Bu haber günümüzü geleceğe aktaran bir belge niteliğindedir.
Yaşanan bugünlerin bir gelecekte de yaşayacak tanığıdır.
93 yaşında olan ve yaşamının büyük bölümünü, 5 bin yıl öncesine ait 300′den fazla çivi yazısı ile yazılmış Sümer tabletini geceli-gündüzlü çalışarak çözüp dünya kültürüne armağan etmiş ”uygar, aydın ve laik Türkiye Cumhuriyeti” nin bir bilim kadınıdır. Batılı bilim adamları, Muazzez İlmiye Çığ ‘ın bu başarısı karşısında hayranlıklarını gizlememiş ve kendisini ”Bir abide yarattınız” diyerek bilim adına kutlayıp saygıyla kucaklamışlardır.
Ne yazık ki, bilim dünyasının kucakladığı dünyaca ünlü bu bilim kadını Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın ‘Vatandaşlık Tepkilerim’ adlı kitabı nedeniyle 93 yaşında yargılanması isteniyor. Uzun yıllarını bıkıp usanmadan bilime adayarak Sümer tabletlerini çözen Muazzez İlmiye Çığ’ın, dincilerin isteği üzerine yargılanması bekleniyor.
93 yaşındaki dünyaca ünlü bir bilim kadınının yargılanması beklenirken ”eli kanlı katiller” için ”insan hakları” isteyen, türbanı ”özgürlüğün simgesi” görüp savunan yazarlar, şimdi ”sus pus olmuş” , 93 yaşında ünlü bu bilim kadınımızın yargılanmasına sessiz kalıp bilimin yargılanmasını bekliyorlar.
Oysa bu yazarlar, insan hakları düşmanı teröristleri savunuyor ve ”Türkler soykırım yapmıştır” diye ülkelerine sık sık iftira atıp dış ülkelere ”sayın muhbir vatandaşlık” görevlerini seve seve yerine getiriyor… Bütün bunlar, sözüm ona insan hakları adına yapılıyor. Oysa bu gösteriler, bana göre senaryoları ABD ya da AB’de yazılmış birer ”orta oyunudur”.
93 yaşındaki bu ünlü bilim kadınının bir kitabı için yargılanması bana, ”ortaçağda” ünlü bilim adamı Galilei Galileo ‘nun yargılanmasını anımsattı.
Günümüzde birileri tarafından tarih ”ortaçağ” karanlığına geri götürülmek isteniyor.
Galilei Galileo’nun suçu, yaşadığı on yedinci yüzyılı ileri yüzyıllara taşımak istemesidir.
Muazzez İlmiye Çığ da aynı amaçla Galilei gibi yaşadığı yüzyılı, ileriki yüzyıllara taşımak istediği için yargılanmak isteniyor.
Türbanı ”özgürlüğün simgesi” görüp savunanlarca, 93 yaşındaki bilim kadını Muazzez İlmiye Çığ’ın 5 bin yıl önceki gerçekleri günümüze yıllarını vererek aktardığı için yargılanması bekleniyor.
Ben ”türban” (sıkmabaş) konusundaki görüşümü 1980′li yıllardan bu yana yıllardır aktarıyorum. Bunlardan birini olsun burada bir kez daha aktarmak isterim.
(*) ”Kadınlarımız ve kızlarımız, Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte yasalar önünde erkeklerle eşit kılınmış ve çalışma yaşamında erkeğin yanında çağdaş bir kadın olarak yerini almıştır.
Uzun yıllardan bu yana, kimileri Türk toplumunu ve Türk kadınını, Büyük Önder Atatürk’ün getirdiği çağdaş uygarlık düzeyinden, ‘ortaçağın’ karanlığına, geri götürmek için büyük çaba harcamaktadır.
Bu ortaçağ karanlığının günümüzdeki simgesi ve bir anlamda ‘üniforması’ , kadınlarımıza ve kızlarımıza giydirilmek istenen, ‘kara çarşaf’ ve ‘türban’ dır.” (Cumhuriyet Ekonomi Dergisi, 1997, sayı 20)
Kimsenin gücü, bu toplumu ortaçağın karanlığına geri götürmeye ve çağdaş kadını ”türbana” sokmaya yetmeyecektir.
Kadınlarımız, kızlarımız dün olduğu gibi bugün de, yarın da, Atatürk ‘ün onlara armağan ettiği hak ve özgürlükleri sonuna dek kullanacaklar.
1633 yılında tam da ortaçağ karanlığının ortasında 60 yaşındaki Galilei Galileo’nun ”Engizisyon mahkemesine yargılanmak üzere çıkarılmasını” tarih ”bir insanlık suçu” olarak görmüş ve yargılayanları asla bağışlamamıştır.. Tarihin bir ”yüz karası” olan bu yargılamanın suçlusu Galilei, bugüne değin hiç unutulmadı. Gelecek çağlarda da unutulmayacaktır. Zamanın ve toplumların evrensel boyutları bu saygın bilim adamının korumalarıdır.
Bugün ve bu kez 93 yaşındaki, çağını geleceğe taşıyacak bir bilim kadını da Galilei Galileo ile aynı yazgıyı paylaşmaya hazırlanmaktadır.
Çağlarının önünde olanları, çağlarını gelecek yüzyıllara taşımak isteyenleri, ”karşıdevrimciler” her dönem yargılamıştır.
Ancak, devrimcilerin yargılanması onların hem yazgısıdır, hem de gelecek zamanlarda alacakları en büyük ödüllerin öncüleridir.
Bu bir evrensel kuraldır. Kuralın da ötesinde evrensel bir yasadır.
Bu yasa değişmez ve değiştirilemez.
”Tarih geriye akmaz.”
Tarihin ortaçağa akmasını bekleyenler de sonsuza değin bekleyip dururlar.
Cumhuriyet
18.09.2006
Şu an okuduğunuz bu
