Home » Yazı Dizisi » Terörle Mücadele Medyanın Rolü 5

Terörle Mücadele Medyanın Rolü 5

İŞBİRLİĞİ VE DİLAYOG

Kriz durumlarına ilişkin uluslar arası ilkeler; devlet kuruluşları, düzenleyici kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve medya düzeyindeki tüm ilgili tarafların işbirliği ve diyalog halinde sorumluluklarını yerine getirmelerini önermektedir.

Bununla birlikte, medya ve hükümet ilişkisi bağlamında “işbirliği ve diyalog” konusu geçmişten beri tartışmalıdır. Çoğu zaman hükümetlerin medyayı yönlendirdiği ya da yönlendirmedeki başarısı eleştirilmiştir. Gerçekten de hükümetler bir numaralı baskı unsuru olarak medya üzerinde etkilidir. Örneğin ABD Başkanı gündemi belirleyen bir numaralı aktör olarak kabul edilir. Ancak bu ilişkinin pek çok farklı yönü bulunur. Konumuz itibarıyla bunlara girmeyeceğim, konunun hassasiyetini hatırlatmakla yetineceğim…

Kriz ya da terör haberciliği bağlamında hükümetlerin meydana gelen ani gelişmeleri hızla yakalayıp medyanın önüne geçebilmesi ve medyaya istediğini verebilmesi diğer zamanlar kadar kolay olamamaktadır. Çünkü medyanın dikkatini şiddet eylemine çeken teröristler, gündeme daha kolay yön verebilmektedir. Oysa böyle bir durumda teröristler medyayı görünür olmakla propaganda aracı olarak kullanmaya çalışırken, doğru bir kriz yönetimiyle hükümetler de medyayı anti-propaganda aracı olarak kullanabilirler.

Terör konusunun gündeme geldiği sırada anti-propaganda, terörist eylemin amacını tersine çevirmek anlamına gelir. Bunun için de anti-propaganda konusunda medyadan nasıl yararlanılacağının önceden planlanmasında ve krizin ülke yöneticilerince yönetilmesinde yarar vardır.

Medyanın etkin bir şekilde kullanılabilmesi için öncelikle güvenlik güçleri ile medya arasında işbirliği ya da iletişim sağlanması önerilebilir. Bu işbirliğinin temel hareket noktası; ifade ve haber alma özgürlüğü kısıtlanmadan, hukuksal düzenlemeler ve etik ilkeler çerçevesinde ulusal çıkar ve kamu yararının gözetilmesi olmalıdır.

SORUMLULUK: AMA HERKES İÇİN!

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi diyalog ve işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Bu çerçevede Türkiye’de de kriz zamanlarına ilişkin alınabilecek pek çok önlem bulunmaktadır. Komite’nin rehber ilkeleri bu anlamda önemli ölçüde yol göstericidir.

Örneğin bu anlamda devlet kuruluşları, düzenleyici kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve medya tarafının hazır bulunduğu toplantıların yapılması yararlı olabilecektir. Aynı şekilde güvenlik güçleri ile medya profesyonelleri arasında diyalog ve işbirliği iletişimi toplantıları başlatılabilir. Bu toplantılarda güvenliği tehdit eden olaylar karşısında nasıl bir tutum alınacağı ele alınabilir. Terör, terörist, terörün arka planı ve neyin terör örgütünün amaçlarına katkıda bulunacağı daha net ve karşılıklı bir şekilde konuşulabilir. Her iki taraf da birbirinin kaygı, istek ve önerilerini dinleyebilir. Bu iletişimin tek yönlü olmaması da önemlidir, çünkü güvenlik güçleri de medyanın istek ve beklentilerini tam olarak anlamıyor ve gerçek sorularına yanıt veremiyor olabilir.

Bir kez daha önemle altı çizilecek olursa; günümüz terör haberciliğinde her ne kadar daha çok medya “sorumlu” davranmaya çağrılsa da, toplumsal düzen ve güvenliği sağlamakla görevli güçlerin de medyanın görevlerini, ihtiyaç ve beklentilerini bilmesi ve bunlara yanıt vermesi son derece önemlidir. Belki de bu nedenle Avrupa Konseyi’nin rehber ilkelerinde daha çok ülke yönetiminin sorumlulukları ve yapması gerekenlere işaret edilmektedir.

Özellikle devam etmekte olan operasyonlar sırasında karşılıklı iletişim daha sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Çünkü güvenlik güçlerince eleştirildiği gibi “devam eden bir operasyonun medyada yer almasının etkili operasyon gücünü zayıflatması ya da engellemesi” konusu, basit bir iletişim sorunudur ve çözümsüz değildir. Medya ve güvenlik güçleri arasında kurulacak bir iletişim köprüsü sayesinde kimsenin hayatının riske atılması tehlikesi olmayacaktır.

BAŞKA NELER KONUŞULABİLİR?

Devam eden bir olayın medyada yer almasının, otoritelerin karar vermelerini sınırlayarak, onların baskı altına girmelerine yol açtığı da tartışmalarda ifade edilmektedir. Bu da kurulacak iletişim köprüsü ile açıklanabilecek ve anlatılabilecek bir durumdur.

Kimi zaman da medyanın göstereceği yoğun ilgi, teröristlerin bu durumdan güç almalarına neden olmakta ve daha ciddi problemler doğmasına yol açabilmektedir. Medya profesyonelleri bu gibi durumlar için etkili bir iletişimle aydınlatılmalıdır.

Ayrıca terörist ve anti-terörist operasyonlardaki detaylar, soğumuş gruplara taktik, stratejik ve teknik bilgi sağlayabilmekte ve bunun sonucunda, daha sonra meydana gelecek olayların çözümü zorlaşmaktadır. Bu da medya profesyonellerinin dikkat etmesi gereken bir noktadır.

Terör olaylarındaki rapor etme ve bazı haber toplama yolları; örneğin teröristlerle telefonla konuşma, muhabirleri katılımcı yapar ve medyanın objektif gözlemcilik rolünü zedelemektedir. Bununla birlikte eylemin seyri üzerinde de etkili olmaktadır.

Özellikle de duygu yoğun habercilik, kamuoyunu aydınlatmaktan çok duygusal davranmaya ve hatta şiddet eğilimlerine itmektedir. Bu durum da güvenlik güçlerinin en çok üzerinde durduğu noktalardan biridir. Güvenlik güçleri, şiddetin şiddet doğurmaması için titizlenmektedir. Aynı titizliği medya da göstermelidir.

Dolayısıyla güvenlik güçlerinin titizlendiği ve medyanın dikkat etmesini istediği çeşitli noktalar bulunmaktadır. Bunlar da karşılıklı iletişim sayesinde konuşulabilecek niteliktedir.


Doç. Dr. Erkan Yüksel

Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi

IV. Kuvvet Medya

Yazı dizisinin devamı..

Terörle Mücadele Medyanın Rolü 1
Terörle Mücadele Medyanın Rolü 2
Terörle Mücadele Medyanın Rolü 3
Terörle Mücadele Medyanın Rolü 4
Terörle Mücadele Medyanın Rolü 6
Terörle Mücadele Medyanın Rolü 7
Terörle Mücadele Medyanın Rolü 8

Şu an okuduğunuz bu yazı , tam olarak 172 defa görüntülenmiş.

Etiketler:

comment closed