Home » Gündem » Türkiye-Afrika ilişkilerinde Yeni Bir Dönem Başlarken

Türkiye-Afrika ilişkilerinde Yeni Bir Dönem Başlarken

Afrika Türk Dış Politikasının Yeni İlgi Alanı Oluyor

18-21 Ağustos 2008 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşen Birinci Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’ne 49 Afrika ülkesinden cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcısı, başbakan, başbakan yardımcısı, dışişleri bakanı ve diğer bakanlar düzeyinde katılım sağlanmış, ayrıca, 11 uluslararası ve bölgesel örgüt temsilcisi bu toplantıyı izlemiştir. Bu Zirve, Türk diplomasisinin ihmal ettiği Afrika kıtası ile ilişkilerini geliştirme yönünde 10 yıldan beri, inişler ve çıkışlarla, uygulamaya çalıştığı “Afrika’ya Açılma Politikası”nı başarılı bir şekilde sonuçlandırma aşamasını teşkil etmektedir.1 Türk diplomasisi, bu başarısı ile çok olumlu bir not hak etmektedir. Ancak, medyanın daha çok Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir ile ilgilendiği, Türk diplomasisi için tarihî nitelik taşıyan ve önemli sayıdaki Afrikalı liderin katılımıyla gerçekleştirilen bu buluşmanın maalesef Türk kamuoyu tarafından gereğince izlenip değerlendirilemediği görülmektedir.


turkiye-afrika-isbirligi-zirvesi.jpg

Zirve sonunda kabul edilen “Ortak Bir Gelecek İçin İşbirliği ve Dayanışma” başlıklı İstanbul Deklarasyonu ve Türkiye-Afrika Ortaklığı İçin İşbirliği Çer-çevesi Belgesi, Türkiye-Afrika ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatmış bulunmaktadır. Artık Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerinde 10 yıldan beri devam eden açılış safhası tamamlanmış, ilişkilerde işbirliği ve stratejik ortaklık dönemi başlamış bulunmaktadır. Nitekim Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Jean Ping, 18 Ağustos’ta Zirve’nin Dışişleri Bakanları Toplantısı’ndaki konuşmasında ifade ettiği üzere, Afrika son yıllarda değişik ülkeler ve kıtalarla ilişkilerini geliştirme gayreti içinde olmuş ve küreselleşmenin getirdiği imkânlardan da yararlanılarak uygulanan bu politika çerçevesinde, Türkiye ile de işbirliği ilişkilerinin kurulması kararlaştırılmıştır.2 Ping, aynı ifadeleri Devlet Başkanları Zirvesi sırasında da kullanmış ve Afrika’nın Türkiye ile stratejik ve dinamik bir işbirliği yapma kararının altını çizmiş, bu kararı Türkiye’nin son yıllarda uluslararası ilişkilerde artan önemi ile irtibatlandırmıştır.3 Aynı şekilde, Dışişleri Bakanı Ali Babacan da, 18 Ağustos’taki Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada belirttiği üzere, Zirve, Türkiye-Afrika ilişkilerini sürdürülebilir bir işbirliği yapısına kavuşturmayı hedeflemiştir.4 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, Zirve toplantısında 19 Ağustos’ta yaptığı konuşmada, Türkiye-Afrika işbirliğinin ve ortaklığının önemini belirtmiş, Türkiye-Afrika işbirliği anlayışımızın ortaklık düşüncesini ön plana çıkartarak “ülkelerimizin ve halklarımızın karşılıklı yararını gözetmekte ve yerel koşulları dikkate almaktadır” demiştir.5

Gerçekten, Zirve sonunda kabul edilen her iki belge, ihtiva ettiği işbirliği alanları ve gerçekleştirilen etkinlikleri izleme yöntemleri ile, Türk-Afrika ilişkilerini hızlı bir şekilde geliştirme azmini de ortaya koymaktadır. Nitekim bu belgeler, Türkiye ile kıta ülkeleri arasında hükümetler arası işbirliği, ticaret ve yatırım, tarım, tarımsal ürünlerin ticareti, kırsal kalkınma, su kaynaklarının yönetimi, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ’ler), sağlık, barış ve güvenlik, altyapı, enerji, ulaşım ve telekomünikasyon, kültür, turizm, eğitim, medya, enformasyon, iletişim teknolojisi ve çevre alanlarında işbirliği yapılmasını öngörmekte, gerçekleştirilecek kapsamlı çalışmaları içermektedir.6 Anılan Çerçeve Belgesi, ayrıca, uygulama ve izleme mekanizmasını da kurmakta olup buna göre, Türkiye-Afrika Zirvesi’nin her beş yılda bir Türkiye’de ve Afrika’da dönüşümlü olarak düzenlenmesi ile İkinci Türkiye-Afrika Zirvesi’nin 2013 yılında Afrika’da gerçekleşmesi kararlaştırılmıştır.7 Öngörülen eylem planının uygulanış sürecini değerlendirmek için, bakan düzeyinde, Gözden Geçirme Konferansı ile Kıdemli Memurlar Toplantısı düzenlenmesi de söz konusudur.8

Zirve Türk diplomasisi için büyük bir başarıdır. Ancak, medyanın daha çok Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir ile ilgilendiği, Türk diplomasisi için tarihî nitelik taşıyan ve önemli sayıdaki Afrikalı liderin katılımıyla gerçekleştirilen bu buluşmanın maalesef Türk kamuoyu tarafından gereğince izlenip değerlendirilemediği görülmektedir.


Bu Zirve sırasında, ayrıca, 18-20 Ağustos 2008 tarihlerinde, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen Türkiye-Afrika İş Forumu da, 20 Ağustos 2008 tarihli Türkiye-Afrika İş Forumu İstanbul Deklarasyonu’nu kabul ederek, Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında ticareti geliştirmeyi, yatırımları arttırmayı, uygun bir yatırım ve iş çevresi oluşturmaya katkıda bulunmayı, teknoloji ve bilgi transferini teşvik etmeyi ve Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında lojistik alt yapıyı geliştirmeye destek olmayı hedef seçmiştir.9 Bu toplantı kapsamında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Afrika Ticaret-Sanayi-Ziraat ve Meslek Odaları Birliği (UACCİAP) arasındaki işbirliğini kurumsallaştırmak amacı ile Türkiye-Afrika Odası’nın (TAC) da kurulması kararlaştırılmıştır.10

Zirve ile ilişkili olarak, Afrika ülkelerinin en önemli Sivil Toplum Kuruluşları da 14-16 Ağustos 2008 tarihlerinde Türk-Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (TASAM) düzenlediği Türkiye-Afrika Sivil Toplum Kuruluşları Forumu’nda Türk Sivil Toplum Kuruluşları ile bir araya gelerek işbirliği olanaklarını ele almışlar ve 15 Ağustos’ta Türkiye-Afrika Sivil Toplum Kuruluşları İstanbul Deklarasyonu’nu kabul etmişlerdir. Bu deklarasyon çerçevesinde, Türkiye-Afrika Sivil Toplum Kuruluşları arasında yapılabilecek işbirliği alanları saptanmakta, bir ortak eylem planının ortaya çıkartılması, Türk-Afrika Sivil Toplum Kuruluşları Forumunun Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları ve İşbirliği Platformuna katılması da kararlaştırılmaktadır.11

afrika.jpg


Anılan Zirve, kabul edilen belgeler, İş ve Sivil Toplum Kuruluşları Forumları ve Deklarasyonları, TürkAfrika ilişkilerini Afrika bakımından, Çin, Japonya, Hindistan, Latin Amerika, Güney Kore seviyesine çıkarmış bulunmaktadır. Nitekim bu husus, Jean Ping’in 19 Ağustos tarihli konuşmasında da belirtilmiştir.12 Böylelikle, Afrika, ilişkilerini çeşitlendirerek, Avrupa gibi geleneksel ortakları yanında, yeni iş ortaklarına Türkiye’yi de eklemiş bulunmaktadır.

Türkiye’nin bu şekilde Afrika ile ilişkilerinde yeni bir dönem açılmakta ve Ankara dış politika öncelikleri nedeniyle ihmal etmek durumunda kaldığı bu kıta ile ilişkilerine yeni bir yaklaşım getirerek, Türk dış politikasına yeni bir ilgi alanı eklemiş bulunmaktadır. Gerçekten, Türk dış politikası ile ilgili yerli ve yabancı kitapların incelenmesinde de anlaşılacağı üzere, Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerine bu kitaplarda hiç yer verilmediği görülecektir.13 Bundan böyle bu durum değişecektir ve Türkiye Afrika’da etkin bir politika izlemeye başlayacaktır. Türkiye bu politikayı BM Güvenlik Konseyi’nin 2009-2010 dönemi geçici üyeliğine seçilmesi halinde muhakkak izlemek durumunda kalacaktır. Türk diplomasisi Afrika’nın sorunlarına ve bunların çözüm yollarına daha fazla vakit ayıracak, bu şekilde Afrika’nın sorunlarını daha yakından izleyerek anlama imkânını bulacaktır. Bu husus, Sayın Başbakanın 19 Ağustos’ta Afrika Zirvesi vesilesi ile verdikleri öğle yemeğinde yaptıkları konuşmada da vurgulanmaktadır. Sayın Başbakan konuşmasında, Türkiye’nin Güvenlik Konseyine seçildiği takdirde, Afrika ülkelerinin öncelik ve sorunlarına özel bir ilgi göstereceğini söylemiştir.14 Türkiye’nin bu çerçevede, 2009 yılı sonuna kadar Sahra Altındaki halen mevcut 7 büyükelçiliğinin sayısını 15′e çıkarması da bu açıdan değerlendirilmelidir.15

Türkiye’nin Afrika’daki Rakipleri, Bazı Öncelikleri ve Beklentileri

Türkiye, yeni dönemde Afrika ile ilişkilerini geliştirmeye çalışırken karşısında geleneksel Afrika koloniyal güçlerinin yanında; Çin, Hindistan, Güney Afrika, Brezilya ve Güney Kore gibi daha evvel Afrika ile ilişkilerini geliştirmeye başlamış ülkelerin rekabetiyle de karşı karşıya kalacaktır. Bu güçler içinde en önemlisi hiç şüphesiz Çin’dir.16 Türkiye özellikle iktisadi ve ticari ilişkiler bakımından Çin’in rekabetiyle karşılaşmak durumundadır.

Türkiye-Afrika ilişkilerinde başlayan bu yeni dönemde Türkiye’nin beklentileri ve öncelikleri şunlar olabilir:

- Türkiye, Afrika’da ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirebilecek bakir bir alan ile karşı karşıyadır. Bu ülkelere her türlü mal satma ve karşılığında, petrol, doğal gaz, kıymetli taş, bakır gibi diğer madenler ve kereste alabilmek durumundadır. Ayrıca verimli Afrika topraklarında tarımın geliştirilmesine katkıda bulunma imkânı da mevcuttur. Bundan başka, Türk şirketlerinin Afrika’da yatırım yapmaları da teşvik edilebilir. Bilindiği üzere Türkiye’nin Afrika kıtası ile 2003 yılında 5 milyar dolar olan ticaret hacmi 2007 yılında yaklaşık 13 milyar dolara yükselmiştir. Öte yandan, halen 400′e yakın Türk firmasının faaliyet gösterdiği Afrika’da her yıl daha fazla sayıda Türk şirketinin yatırım yapmaya başladığı görülmektedir. Ayrıca, Türk inşaat firmalarının Afrika’da 2007 yılında üstlendikleri projelerin toplam değeri 6 milyar dolara yaklaşmaktadır.17 Afrika Kalkınma Bankası ve Afrika Kalkınma Fonu üyeliğimizin onaylanmış olması da Afrika ülkelerinde iş yapan firmalarımızın sayının daha da artmasını mümkün kılabilecektir.18

- Türkiye, tüm Afrika ülkeleriyle ikili düzeyde siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerini geliştirerek BM ve diğer uluslararası forumlarda ve alanlarda dış politikasına destek sağlayabilecek bir durum yaratmalıdır.

- Türkiye, Afrika’nın karşı karşıya kaldığı, kalkınma, çatışma, güvensizlik, fakirlik, açlık, işsizlik, AİDS, verem, sıtma gibi hastalıklar ile çevrenin bozulması ve iklim değişiklerinin olumsuz etkileri gibi sorunların üstesinden gelinmesine yardımcı olmalıdır. Bu çerçevede, TİKA aracılığı ile Afrika ülkelerine gerekli yardımlar gerçekleştirilmelidir. Nitekim bu kuruluş Afrika’daki 3 ofisi kanalıyla 37 Afrika ülkesinde çok sayıda proje gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Sayın Başbakanın ifadesine göre, TİKA ve diğer kurumlarımız gerektiğinde, işbirliği halinde, Afrika ile ilgili projeleri gerçekleştirmeye çalışacaklardır.19 Ayrıca Afrika’ya yönelik kalkınma yardımlarımızın miktarını artırma yolları da araştırılmalıdır.

- Türkiye, ilgi çekici Afrika ülkelerine yerleşmek ve iş yapmak amacıyla vatandaş gönderilmesini teşvik etmelidir.

- Türkiye, istikrar ve güvenliğin kalkınmanın vazgeçilmez şartları olduğu gerçeğiyle, Afrika’da barış ve güvenlik alanlarında BM misyonlarına önemli katkıda bulunmaya devam etmelidir. Bilindiği üzere ülkemiz, Afrika’da faaliyet gösteren 8 BM misyonundan 6′sına parasal destek ve personel desteği sağlamaktadır.

- Türkiye, Afrika Birliği’nin stratejik ortağı olarak da Afrika ülkelerinin kıta sorunlarına kendi çözümlerini bulmak amacıyla gösterdiği gayretleri takdir ederek, bu çabalarında Afrika ülkelerine destek vermeye devam edecektir.20 Bu çerçevede, bazı Afrika ülkeleri ile Genelkurmay Başkanlığımızın yapmış olduğu Askerî Alanda, Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Çerçeve Anlaşmalarının sayısının artırılması ve Afrikalı askerî personele ülkemizde staj ve eğitim imkânlarının yaratılması akla gelmektedir.

- Türkiye, Afrikalı gençlere verdiği yüksek eğitim burslarının sayısını artırmalıdır. Ayrıca, Afrikalılara staj imkânı da sağlanmalıdır.
Zirve sonunda kabul edilen İstanbul Deklarasyonu ve Türkiye-Afrika Ortaklığı İçin İşbirliği Çerçevesi Belgesi, Türkiye-Afrika ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatmış bulunmaktadır. Artık Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerinde 10 yıldan beri devam eden açılış safhası tamamlanmış, ilişkilerde işbirliği ve stratejik ortaklık dönemi
başlamıştır.

- Türkiye, Afrika ile ilişkilerindeki yeni dönem münasebetiyle yukarıda zikredilen Zirve ve Forumlar sonunda kabul edilen deklarasyon ve belgede öngörülen faaliyeti içeren bir stratejik plan hazırlayarak, bu planın gerçekleştirilmesi amacıyla yetkili makamlarımızın gerekli dikkati göstermelerini sağlamalıdır.

- Türkiye, Afrika ile olan ilişkilerini artık geri dönülmez bir seviyeye çıkardığı göz önüne alınarak, diplomasisinin yürütülmesinde, Afrika ile ilgili yukarıda sözü edilen önemli ülkeler ile Afrika’ya yönelik istişareler gerçekleştirmeli, bu şekilde Türk dış politikasının Afrika alanının sağlam temellere dayandırılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda, Dışişleri Bakanlığında Afrika ile ilgili birim takviye edilmeli, Afrika dillerinden özellikle Swahili gibi çok konuşulan dilleri bilen memurların yetiştirilmesi öngörülmelidir.

- Afrika aydınlarının, basın mensuplarının yazar ve düşünürlerinin belli zamanlarda Türkiye’ye gelmelerini sağlamak amacıyla çeşitli forum ve toplantılar düzenlenmelidir. Bu konuda TASAM tarafından 4 yıldan beri başarıyla tertiplenen Türk-Afrika Kongreleri bir örnek oluşturabilir.

- Türkiye’de Afrika’yı tanıyan, Afrika’daki gelişmeleri yakından takip eden entelektüel bir zümrenin oluşmasını sağlamak için ilk elden Afrika’ya yönelik bilgiler üretebilmemiz amacıyla Türk üniversitelerinin ve düşünce kuruluşlarının Afrika incelemelerine önem vermeleri gerekmektedir. Bu şekilde Afrika’yı bilmek ve tanımak için kendi insanlarımızı ve kendi uzmanlarımızı oluşturmamız mümkün olacaktır.

Sonuç ve Değerlendirme
İstanbul’da tarihte ilk defa gerçekleştirilen Birinci Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi ve bunun sonunda kabul edilen İstanbul Deklarasyonu ve Türkiye-Afrika Ortaklığı için İşbirliği Çerçevesi Belgesi ile bu Zirve sırasında yapılan Türkiye-Afrika İş ve Sivil Toplum Kuruluşları Forumları sonucundaki İstanbul Deklarasyonları, Türk-Afrika ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatmıştır. Türkiye artık dış politikasına ciddi bir şekilde bir Afrika boyutunu da eklemiş bulunmaktadır. 1998′de uygulanmaya konan “Afrika’ya Açılım Eylem Planı” ile Ankara, 10 yıllık dönemde, inişler ve çıkışların ardından ancak 2003′den itibaren daha etkin bir şekilde Afrika ile ilgilenmeye başlamış ve söz konusu Zirve ile artık bu dönemi kapatarak Afrika ile sıkı ilişkileri, işbirliği ve stratejik ortaklığı içeren yeni bir döneme geçmiş bulunmaktadır.

Türk diplomasisi, Zirvenin getirdiği momentumu kaybetmeden, bu kıta ülkeleri ile ilişkilerini her alanda geliştirmeye, Türkiye’nin, Afrika’da görünürlüğünü artırmaya çalışmalıdır. Bu durum, Türk diplomasisinin etkinliğinin ve saygınlığının daha da artmasına yardımcı olacak, çok yönlü, Türk dış politikasına yeni bir dinamizm sağlayacaktır.

Büyükelçi (E) Doç. Dr. Ali Engin OBA
Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü
TASAM Ankara Temsilcisi


Dipnotlar

1. Türk Diplomasisi ve Afrika konusunda bkz. Ali Engin Oba, “Çok Boyutlu Türk Dış Politikası ve Afrika”, Stratejik Analiz, Cilt 9, No. 99, Temmuz 2008, ss. 21-27.
2. Jean Ping, Allocution à la Session Ministerielle du SommetAfrique-Turquie, 18 Ağustos 2008, www.africa.union.org
3. Jean Ping, Discours, Au Sommet du Partenariat Afrique-Turquie, 19Ağustos 2008, www.africa.union.org
4. T.C. Dışişler Bakanlığı Resmî Internet Sayfası, “Sayın Dışişleri Bakanı Babacan’ın Toplantı Konuşması”, http://africa.mfa.gov.tr/bakan-zirve-konusmasi.tr.mfa.
5. T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmî Internet Sayfası, “Sayın Cumhurbaşkanının Toplantı Konuşması”, http://africa.mfa.gov.tr/cumhurbaskani-toplanti-konusmasi.tr.mfa.
6. T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmî Internet Sayfası, “Türkiye-Afrika işbirliği Istanbul Deklarasyonu”, http://africa.mfa.gov.tr/istanbul-declaration-on-turkey-africa-partnership.tr.mfa; T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmî Internet Sayfası, “Türkiye-Afrika Ortaklığı için işbirliği Çerçevesi”, http://africa.mfa. gov.tr/framework-of-cooperation-for-africa-_-turkey-partnership.tr.mfa.
7. T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmî Internet Sayfası “Türkiye-Afrika Işbirliği… ”
8. T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmî Internet Sayfası “Türkiye-Afrika Işbirliği… ”
9. Türkiye-Afrika Iş Forumu istanbul Deklarasyonu, madde 3., http://www. deik.org.tr
10. Türkiye-Afrika İş Forumu İstanbul Deklarasyonu , madde 6.
11. Türk-Afrika Sivil Toplum Kuruluşları İstanbul Deklarasyonu madde 3 ve 4, www.tasam.org
12. Jean Ping, Discours, Au Sommet …
13. Bir örnek olarak: Lenore G. Martin ve Dimitris Keridis, The Future of Turkish Foreign Policiy, Cambridge, Massachusetts, 2004, 354 sayfa
14. T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmî İnternet Sayfası, “Sayın Başbakanın Öğle Yemeği Konuşması”, http://africa.mfa.gov.tr/basbakan-konusmasi.tr.mfa.
15. Ali Engin Oba, “Çok Boyutlu Türk Dış…”, s. 26.
16. Çin’in Afrika ilişkileri için bkz. David Shinn ve Joshua Eisenman, Responding to China in Africa, Vaşington, American Foreign Policy Council, Haziran 2008; Serge Mıchel ve Mıchel Beuret, La Chinafrique, Pékin à La Conquête du Continent Noir, Paris, 2008.
17. T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmî İnternet Sayfası, “Sayın Başbakanın Öğle…”
18. T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmî İnternet Sayfası, “Sayın Başbakanın Öğle… ”
19. T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmî İnternet Sayfası, “Sayın Başbakanın Öğle…”
20. T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmî İnternet Sayfası, “Sayın Başbakanın Öğle… “

Şu an okuduğunuz bu yazı , tam olarak 1.733 defa görüntülenmiş.

Etiketler:

comment closed