Filistin’de aylardır beklenen hükümet sonunda kuruldu. 2006 yılının Ocak ayında Filistin’de yapılan seçimlerden galibiyetle ayrılan HAMAS, seçim sisteminin getirdiği avantajlar nedeniyle tek başına hükümet kurabilmişti. Fakat, HAMAS’ın hükümet olmasıyla birlikte ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri Filistin’e yönelik yardımları durdurmuş, İsrail ise fiziki bir kuşatma başlatmıştı. İç ve dış baskı altında boğulan Filistin’de bir süre sonra Fetih ile HAMAS arasında gerginlik başladı. Bu gerginlik, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın yaptığı erken seçim çağrısıyla doruğa tırmandı. Sonuçta, aylar süren karışıklık ve iç çatışma Filistin’de durumu iyice kötüleştirdi. Bu gelişmeler üzerine, Filistin’in hem iç politikadaki sorunlarını çözebilmek hem de dış politika üzerindeki baskıyı azaltabilmek için tüm partilerin katıldığı bir koalisyon hükümeti kurulması kararlaştırıldı. Fakat bu koalisyon hükümetinin kurulması süreci son derece sancılı oldu. Süreç, birçok kez iç çatışmalar nedeniyle kesildi. Aylar süren iç çatışmalardan sonra Şubat 2007′de Mekke’de Suudi Arabistan’ın arabuluculuğunda bir araya gelen HAMAS ve Fetih, sonunda aralarındaki pürüzleri giderdi ve 17 Mart 2007′de yeni Birlik Hükümeti kuruldu.
Şubat 2007′de Mekke’de Suudi Arabistan’ın arabuluculuğunda bir araya gelen HAMAS ve Fetih, aralarındaki pürüzleri giderdi ve 17 Mart 2007′de yeni Birlik Hükümeti kuruldu.
Bugün gelinen noktada, HAMAS bazı bakanlıklar konusunda taviz vermesine karşılık, uluslararası arenada kısmi bir tanınma kazanmış oldu. Hükümet’te HAMAS 9 bakanlık ile başbakanlığı alırken, Fetih 6 sandalye elde etti. Ayrıca, Fetih’e yakın olarak biliniyor iki de bağımsız bakan bulunuyor. . Yeni hükümet, Filistin’in Kurtuluşu için Halk Cephesi dışında tüm partiler tarafından desteklenmekte. Tarafların ideolojik duruşlarından bir şey kaybetmek istememeleri yüzünden, hükümet programı bazı belirsizlikler ve çelişkiler içeriyor. Bunun en önemli nedeni, programın, Fetih’in pragmatik çizgisi ile HAMAS’ın radikal yaklaşımı arasında bir uzlaşma yaratmayı amaçlaması. Bunun yanı sıra hükümet programında barışın hangi koşullarda kabul edilebileceğinin de çerçevesi çizilmiş. 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletini kurmak ve Mülteci Sorunu’nu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 194 sayılı kararı ile çözmek en önemli öncelikler olarak görünüyor. Bu hususlar aynı zamanda 2002 yılında Beyrut’ta yapılan Arap Ligi Zirvesi’nde oybirliği ile kabul edilen Arap Barış Planı ile aynı. Hükümet programında öne çıkan bir diğer husus, HAMAS’ın yumuşadığına dair bazı sinyaller verilmesi. Böylece, hükümete dış desteğin artırılması planlanmakta. Orta Doğu Dörtlüsü’nün HAMAS ile ilişkiye geçmek için ileri sürdüğü üç temel şartın bu metinde yumuşatılarak bulunduğu görülmekte. Bunlar arasında en belirgini, Dörtlü’nün HAMAS’tan, geçmişte Filistin otoritelerinin yaptığı anlaşmaları tanıma koşuluna, bu anlaşmalara HAMAS tarafından saygı duyulacağının söylenmesi.
Yeni Filistin Hükümeti’nin önünde zorlu bir yol uzanıyor. Yetkililere göre, yeni hükümetin iki temel amacı var. Hükümetin ilk amacı Filistin’de millî birliği sağlamak. Bu çerçevede iç savaşa son vermek ve güvenlik sorunlarını ortadan kaldırmak, hükümetin önceliği. İkinci amaç ise HAMAS’ın zaferini ilan ettiği Ocak 2006′dan beri Filistin’e uygulanan kuşatmanın kaldırılması. Yaptırımlar ve yardımların kesilmesi nedeniyle büyük bir darbe alan Filistin ekonomisinin düzelebilmesi için mali ve fiziksel kuşatmanın kaldırılması şart. Bu nedenle, özellikle Maliye Bakanı’nın Fetih’ten seçilmesi anlamlıdır. Yeni hükümet bu iki amacına ulaşabilirse Filistin yıllar sonra tekrar bir toparlanma dönemi yaşayabilir.
Hükümetin kurulmasına ilişkin dış tepkiler ise çeşitlilik gösteriyor. Orta Doğu ülkeleri ve Türkiye yeni hükümetin kurulmasından duyduğu memnuniyeti ve hükümeti desteklediğini açıkladı. İsrail ise HAMAS ile bu şartlar altında görüşmeyeceğini, yeni hükümeti tanımadığını ve ambargoyu sürdüreceğini bildirdi. Buna karşılık, Avrupa ülkeleri yeni hükümet ile diyalog kurulmasından yana. AB üyesi olmayan Norveç ise hükümeti tanıdı ve yardımları yeniden başlatacağını duyurdu. İngiltere ve Fransa, HAMAS ile görüşmeyeceklerini fakat, HAMAS’tan olmayan bakanlar ile ilişkiye geçeceklerini açıkladılar. Bu konuda ABD’den gelen tepkiler ise henüz net değil. Başlangıçta, HAMAS’ın içinde olduğu bir hükümet ile ilişki kurmayacağını açıklayan ABD, yavaş yavaş Avrupa’nın tavrını kabul edecek gibi görünüyor. ABD’nin de HAMAS dışı hükümet üyeleriyle çalışmayı kabul etmesi durumunda, İsrail’in işi iyice zorlaşacağa benziyor. Henüz netleşen bir durum olmamasına rağmen İsrail ile olan gerginliği artırmaması ve söylemlerini de yumuşatması halinde, yeni hükümetin uluslararası desteğinin artması beklenebilir. Diğer yandan, Orta Doğu Barış Süreci’ne ilişkin görüşme yetkisi Mahmut Abbas’a bırakıldığından müzakere sürecinde büyük bir sorun çıkması beklenmiyor.
İç politikada yolsuzluk, skandallar ve Lübnan Savaşı konusundaki soruşturma nedeniyle zor durumda olan İsrail Hükümeti’nin arkasındaki iç destek ise azalıyor. Başbakan Olmert’in tek şansı İsrail içinde, yeni Filistin hükümetiyle görüşmeme konusunda diğer parti ve kurumlardan destek alması. Fakat, hükümetin ABD ve AB tarafından yeni Filistin Hükümeti’yle ilişkiler ve Barış Süreci’nin canlandırılması konularında baskı altında kalması durumunda, İsrail’deki koalisyonun geleceği tehlikeye girebilir. Bu noktada, tüm gözler 28 Mart’ta Riyad’da yapılacak Arap Birliği Zirvesi’ne* çevrildi. Filistin Meselesi’ne çözüm öneren Suudi Barış Planı’nın damgasını vurması beklenen toplantı, hem yeni Birlik Hükümeti’nin kaderi hem de İsrail’in tutumu hakkında önemli gelişmeler yaratabilir. İsrail’in 1967 Savaşı öncesi sınırlara dönmesi, mültecilerin dönüşüne izin vermesi ve Filistin devletinin ilan edilmesi karşılığında tüm Arap ülkelerinin İsrail ile barış yapmasını içeren Suudi Planı, önümüzdeki günlerde yeniden gündeme gelecek gibi görünüyor.
Serhat ERKMEN
ASAM Orta Doğu Danışmanı
*Bu değerlendirme, Arap Zirvesi öncesinde hazırlanmıştır.
Şu an okuduğunuz bu

comment closed